Motorlu Araçlar

Motorlu Araçlar

Amerika sürekli ileri geri, kuzeye güneye, doğuya batıya gidip gelen hayalcilerin ülkesidir. Kerouac büyük yol romanını 1957'de yazmıştır ama filmlerde ve gündelik hayatta görünüm hâlâ aynıdır. 1967'de çekilen Bonnie ve Clyde'dan Thelma ve Louise'e kadar yol filmleri de en az Şükran Günü kadar Amerikan rüyasının bir parçasıdır. Konusu genelde hayalidir - sıkıcı hayatlarından bıkan kahramanlar kendini yola vurur ve genelde macera ve bilinmezi aramak için batıya gider. Filmler çok zaman felaketle biter - Peter Fonda ve Dennis Hopper'ın helikopteri havaya uçurulmuş, Thelma ve Louise bir tepeden aşağı uçmuştur - ama yine de çoğu Amerikalı için araba ve açık yol sonsuz özgürlüğü simgeler. Göçmenlerce kurulan bu ülke için gökkuşağının sonunu bulmaya gitmek dayanılmaz bir fikirdir. Öncü insanların “vahşi batıyı” yerleştirmeye gidişi hâlâ bir Amerikan efsanesidir. Bugünlerde pek çok Amerikalının yeni bir iş bulmak veya kariyer hedeflerini geliştirmek için doğdukları yerlerden taşınmasının da oldukça sık görüldüğünü aklınızdan çıkarmayın. Kıta büyüklüğündeki bu ülkede hareket ve seyahat hayatın vazgeçilmez parçaları olmuştur.

Amerika'da toplu taşıma sistemi Türkiye'den çok geridir. Çünkü ülkede arabalar ve benzin çok ucuzdur ve yalnızca toplumdaki en yoksul insanların arabası yoktur. Bu da kamu taşımacılığının neden bu kadar geri kaldığını kısmen açıklar.

Amerika'da 145 milyon otomobil vardır yani her iki kişiye bir tane düşer ve her yıl 4.5 milyar litre petrol tüketilir. Ülkede bugün 68.000 kilometre otoyol ve 6.400.000 kilometre tali yol vardır. Bazı şehirlerde insanların büyük çoğunluğunun, hatta dar gelirli olanların bile arabası vardır: örneğin kamu taşımacılığı yaygın olmayan Los Angeles'te arabanız yoksa bir yerlere gitmeniz adeta mümkün değildir.

Devlet şehirlerdeki trafik yoğunluğunun yol açtığı çevre sorunlarının bilincindedir (Los Angeles'te çevre kirliliği yüzünden güneş, batarken parlak pembe bir renkte görünmektedir) ve otomobil kullanımını kısıtlamak için yeni yasalar çıkartmaktadır. Çoğu eyalette otobüslere ve içinde üç kişiden fazla yolcu olan arabalara ayrılmış adına araba havuzu veya HOV (çok kalabalık araçlar) şeridi denilen özel bir otoyol şeridi vardır. Bu şeritler sıkı polis denetimi altındadır ve yanınızda yeterli yolcu sayısı olmadan (veya yolcu yerine şişme bebekler koyarak) bu şeritlerden birini kullanmaya çalışırsanız çok ağır para cezasına çarptırılırsınız.

Otoyol sistemi içinde her yönde altı şerit olan “süper-otoyollardan” tek şeritli köy yollarına insanı şaşkına çevirecek kadar çok sayıda değişik isimlere sahip yol vardır. Otoyol sistemi şehirleri ve eyaletleri birbirine bağlayan Interstates adındaki ulusal anayola dahildir, I- ekiyle ve kırmızı, beyaz, mavi tabelayla gösterilir. Los Angeles'ten başlayıp San Francisco'dan geçerek kuzey California'ya giden Route 101 gibi eski ve ünlü yolların çoğu hızlı ama kişiliksiz Interstates tarafından gölgede bırakılmıştır ama zamanınız varsa görmeye değer. Ulusal ve yerel haritalar keşfetmeye değer “manzaralı yolları” da gösterir. Otoyollarda geçiş kontrollü olarak verilebilir ve ekspres yol, paralı yol veya jetonlu yol olarak bilinir: bunlar otoyolların bütün tipik özelliklerine sahiptir - ortada bir bariyer vardır ve trafik tek yöndür. Jetonlar genelde mil başına bir senttir. Seyahatinizi bu yollara girmeden önce planlamalısınız: yolun üzerinde duramaz veya geri dönemezsiniz ve bulabileceğiniz yegane petrol istasyonları tam olarak kamyoncular için yapılmış olmasa da pek sağlıklı olduğu iddia edilemeyen “kamyon duraklarıdır.”

Trafik Kuralları

Amerika'da polis polistir. Trafik polisi, eyalet polisi, toplum polisi jandarma ayrımı yoktur. Polis her an her yerde istediği taktirde sizi durdurabilir.

Bizde sıkça karşılaşıldığı gibi trafikte seyir halindeyken polis tarafından durdurulmaya çalışırsanız herhangi bir yere çekip emniyet kemerinizi atıp bak canım abicim diyerek arabadan atlamayın. Tek yapacağınız şey uygun bir yere çekip kontağı kapatıp elleriniz direksiyonda arabanın içinde beklemenizdir. Aksi halde polis sizi potansiyel suçlu olarak görecektir. Her türlü şiddete başvurma yetkisi de vardır.

Gece durum biraz daha traji komiktir. Diyelim ki dediklerimize uydunuz. Geceleri iki taraftan iki polisin ellerinde fenerler ve bazı hallerde silahla kapınıza yaklaşmasına şaşırmayın. Korkacak bir durum yoktur sadece olası bir suçlu karşısında vurulmadan önce kendilerini emniyete alamaya çalışmaktadırlar. Yabancı olduğunuzu ve ters bir hareket yapmadığınızı görür görmez inanılmaz kibarlaşacaklardır.

Emniyet kemeri, hız sınırları gibi kuralları ayrıca hatırlatmamıza gerek olmadığını varsayıyoruz. Kurallara uymamanın bedeli çoğu zaman ödeyebileceğinizden çok daha ağır olacaktır. Lütfen bunu aklınızdan çıkarmayın. 

Genel anlamda Amerika'da trafik kuralları eyalete göre değiştiği için araba kullanacağınız eyaletteki hız sınırları, emniyet kemeri takma kuralları vs bilgiyi Amerikan Otomobil Derneği'nin (AAA) şubesinden öğrenmeniz en iyisidir. Amerika'da uzun bir süre kalacaksanız ve sık sık araba kullanmayı düşünüyorsanız AAA'ya üye olmalısınız çünkü arıza servisi, harita ve seyahat bilgileri verir. Arıza servisi, lastik değiştirme ve mesafesi ne olursa olsun en yakındaki tamirhaneye ulaşım için üyeliğin bir yıllık ücreti 55 Dolar'dır. Ayrıca arabanızın anahtarını kaybetmeniz durumunda da yardımcı olurlar ve AAA Kulüp tamir ücretlerinde 350 Dolar'a varan indirim sağlar. Diğer iki motorlu taşıt organizasyonu da Amoco Kulüp ve Mobil Oto Kulüp'tür.

ABD'deki en temel trafik kuralları şunlardır: sağ şeritten sürün, içkili araba asla kullanmayın veya arabanızda ağzı açık bir içki şişesi bulundurmayın, virajlarda veya tepelerin yamaçlarında hız yapmayın, çocukların inmesi için kenara yanaşmış bir okul otobüsünü sollamayın ve her zaman yayalara yol verin.

Şehir merkezlerinde hız sınırı saatte 30-40 kilometre, otoyollarda ise 80-100 kilometredir. Otoyol polisi aşırı hız yapanları yakalamak için radardan tutun da otomatik kameralara kadar her türlü alışıldık yolu kullanır. Hız sınırları genelde çok sıkı bir şekilde uygulanır ve cezaları da çok pahalı olabilir.

Çoğu eyalette belli bir köşede açıkça yasaklanmamışsa kırmızı ışıkta sağa dönebilirsiniz. Pek çok konu gibi trafik kuralları da eyaletten eyalete değişir, o yüzden örneğin California'ya veya Florida'ya gittiğiniz zaman o eyaletin kurallarını öğrenmenizde fayda vardır.


Müzeler

Amerika'da dünyanın en iyi müzeleri vardır, bunlar genelde iyi korunmuş, bilgilendirici ve çok ilginç yerlerdir. New York'taki Metropoliten, Washington'daki Ulusal Galeri ve Los Angeles'teki Getty'de Avrupa'daki büyük koleksiyonlarla boy ölçüşebilen muhteşem koleksiyonlar vardır. Ancak ABD'de bu koleksiyonlar On Dokuzuncu Yüzyıl'da petrol, demir veya bankacılık gibi sektörlerde zenginleşen aileler tarafından toplanmış ve sonradan bağışlanmıştır.

Boston, Chicago, Philadelphia, Houston ve San Francisco gibi büyük şehirlerin çoğunda mükemmel sanat ve antika koleksiyonları vardır ve hepsini layıkıyla gezmek isterseniz günlerinizi alır, bu da ülkenin ve göçmen kültürünün zenginliğini gösterir. Washington DC'deki Smithsonian Enstitüsü uzay, doğal tarih, antik medeniyetler ev Amerikan tarihi konularına adanmış bir dizi ayrı müzeyi içinde barındırmaktadır. Normal müzelere giriş ücretleri 10 ila 15 Dolar arasındadır. Şehirlerde yerel gazetelerdeki listelere bakabilirsiniz.

Yaşayan müzeler Amerikalıların özellikle başarılı olduğu bir alandır. Her eyaletin korumak istediği bir tarihi vardır ve genelde bunu bir yaşayan tarih müzesi açarak yaparlar. Ülkenin her yerinde tarihi şehirler, savaş alanları, ünlü kişilerin evleri ve anıtlar koruma altına alınmıştır ve hatta yıkılanların yerine yenisi inşa edilmiştir. En tanınmış olanlardan bazıları Virginia'da korunmuş (ve yeniden yaratılmış) bir 17. Yüzyıl şehri olan Colonial Williamsburg, Michigan'daki Dearborn, Sturbridge Massachusetts, Mystic Connecticut ve New York ve Baltimore'un sahil bölgeleridir. Boston'daki Kennedy Kütüphanesi ve Los Angeles'in dışındaki Reagan Kütüphanesi gibi başkan kütüphaneleri hem başkanların başarılarının hem de Amerika'nın tarihindeki belirli dönemlerin anısını canlandırdığı için çok turist çekmektedir.

Buralar gezmeye değer yerlerdir ama maalesef çok pahalıdır, tek kişilik biletler 20 Dolar'a kadar çıkabilir: ailece gitmek ve çocukların istediği her şeyi almak sizi iflas ettirebilir.