ABD'ye Taşınmanın Olumlu ve Olumsuz Yanları

ABD'ye Taşınmanın Olumlu ve Olumsuz Yanları

ABD'ye taşınmaya karar verenler Avrupa'daki herhangi bir yer kadar yüksek bir hayat standardını yakalayacaklarından emin olabilir. Aynı zamanda hayatın diğer pek çok ülkeden daha ucuz olduğunu da göreceklerdir. Amerika orada yaşamak isteyenler için çok cazip bir ülkedir ve bu yüzden de orada yaşama izni almak çok zordur.

1990'lar boyunca ABD inanılmaz bir ekonomik büyüme ve refaha şahit olmuştur. Clinton yönetimi tarafından 1993'te uygulanan bütçe açığını kapatma politikası bilişim ve teknolojideki önemli buluşlarla birleşince ekonomiyi refaha kavuşturmuştur. Ancak bu başarı aynı zamanda özellikle Internet hisselerinde spekülatif artışlara yol açmıştır. Bu hisselerin değeri o zamandan bu yana çok düşmüştür. Piyasa zamanla bu değerlerin şişirilmiş olduğunu fark etmiş ve bu Internet ve teknoloji hisselerinin diğer firmalarda olduğu gibi gerçek değerler kazanmaları gerektiği sonucuna varmıştır. Bu satırlar yazılırken ABD ekonomisi gerilemenin etkilerinden kurtulmaktaydı. Tarih boyunca Amerika'nın ekonomisi dinamik ve dayanıklı olmuştur ve gelecek üç yıl içinde büyüme hızında yine hızlı bir artış görülecektir.

ABD yönetimi iç yatırımı çekmek için elinden geleni yapmaktadır. Eyaletlere firmalara danışmanlık yapacak merkezler kurmaları ve yatırım desteği sağlamaları için devlet ödeneği sağlanmaktadır. Bu ödeneklerden faydalananların hangi milletten geldiği önemli değildir ve pek çok eyalet yabancı yatırımı cesaretlendirecek çalışmalar yapmaktadır.

Bir şirket kurmak zor değildir ve hatta bazı eyaletlerde gerekli işlemler bir iki gün içinde bile tamamlanabilir. İnsanlara iş verdiğiniz ve ABD'ye yatırım yapan bir şirketiniz varsa şirket hayatta kaldığı sürece ülkede kalmanızı sağlayan bir vizeyi almaya hak kazanırsınız. Pek çok eyalette şirketlerden aşırı vergi alınmaz, maaş düzenlemeleri basittir ve bürokratik işlemler de Avrupa'daki çoğu yerden daha azdır. Bunun olumsuz tarafı ise karşılaşacağınız rakiplerin çokluğudur. Şirketinizi kurmak kolay olabilir ama onu ayakta tutmak tamamen farklı bir olaydır. Uzmanlar henüz keşfedilmemiş bir faaliyet alanı bulamadığınız sürece yerli saldırgan rakiplerinizin sizi çabucak ezeceğini söylemektedir.

Federal yönetim ve eyalet yönetimleri ayağa kalkmanıza yardım eder ama etrafınız köpekbalıklarıyla çevriliyken elinizden tutmayacaktır.
Amerikan iş ahlakı çok ünlüdür: “Erken kalk, geç saatlere kadar çalış, petrol bul” John Paul Gerry'nin başarı formülüdür. Sizden üçüncü olmasa bile birinci ve ikinciyi mutlaka yerine getirmeniz beklenecektir. Amerika'da başarının ifade ediliş tarzı diğer ülkelere göre daha maddidir: para ve mevki. Başarılı olma azmi inanılmazdır: bu ulus, bir sebepten kendi ülkelerinden kovulan insanlarca kurulmuştur. Çoğu Amerika'ya hiç parası ve eşyası olmadan gelmiştir. “Kendini yoktan var eden” patron figürü basmakalıp olsa da Amerikan şirketleri üzerinde büyük tesir yapmıştır. Sizden alışkın olduğunuzdan daha sıkı ve daha uzun süre çalışmanız beklenecektir. Çok izin alırsanız çalışmaya isteksiz olduğunuz şeklinde yorumlanır. Genel kural iki haftalık senelik izinlerdir. Ancak ödüller göz doldurur: ABD'de maaşlar, özellikle de üst yöneticilerin maaşları yüksektir. Ev ve araba kiraları Avrupa'da olduğundan düşüktür: tipik bir orta seviyedeki yönetici kendi arsası üzerine kurulu üç yatak odası olan müstakil bir evde yaşamaktadır. İşin dışında kalan boş zamanlarınızda da sizden talepler devam edecektir. Amerikalılar çok çalışır ve boş zamanlarını da iyi değerlendirir. Sizi spor kulüplerine, drama akşamlarına, tartışma kulüplerine, hafta sonları balık tutmaya ve dağlarda yürüyüş yapmaya davet ederler. Hiçbir zaman yalnız kalmazsınız.

Amerika'da yaşamanın pek çok olumlu tarafının yanı sıra bazı olumsuzlukları da vardır. Ülkenin bu kadar gözde olması önemli bir sorunun da sebebidir: göç yasaları. Bir seferde altı aydan fazla kalmak için izin almak çok zordur ve hiçbir Amerikalının sizin işinizi yapamayacağını kanıtlayamadığınız sürece yasal olarak çalışmak daha da zordur. California'nın ünlü 187 sayılı yasası kaçak göçmenlerin devlete veya özel sektöre ait kuruluşların vereceği acil olmayan sağlık hizmetlerinden, sosyal hizmetlerden ve eğitimden faydalanma haklarını ellerinden almıştır. Yeşil kart (ve kalıcı yerleşim hakkı) alma şansı baskı uygulayan rejimlerin kurbanları ve belirli milletlerden gelenler için daha kolay olmaktadır. Her yıl bir yeşil kart çekilişi düzenlenmektedir ama her sefer yalnızca belirli milletlerden olanlar katılmaya hak kazanmaktadır çünkü bu süreç nüfusun çeşitliliğini artırmak ve ABD'ye göç oranı düşük olan ülkelerin vatandaşlarını çekmek için tasarlanmıştır.

Çalışma izni alınca (ya da binlerce kişinin sınır dışı edilme riskini göze alarak yaptığı gibi kaçak çalışmaya karar verince) ABD hakkında pek çok önyargının doğru olduğunu görürsünüz. Orta kısımlardaki şehirlerde suç oranı daha yüksektir, özellikle de silah kullanılan suçların oranı. Her şehirde yalnızca budala cesareti olanların geçebileceği girilmez bölgeler vardır. Irk çatışmaları da Amerikan toplumunun önemli bir sorunu olmaya devam etmektedir ama 1960'lardan bu yana ve azınlıklara karşı ayrımcılığı önleyen ve onlara ekonomik yardım sağlayan devlet programlarının başlamasıyla bu konuda olumlu gelişmeler olmuştur. Çoğunluğun yüksek hayat standartlarında yaşamasının yanında hem şehirlerde hem de kırsal bölgelerde yoksulluk görülmektedir: bazı eyaletlerde nüfusun %25'inden fazlası açlık sınırının altında yaşamaktadır.

Amerika, Avrupalıların anlamakta güçlük çektiği pek çok geleneğe ve yaklaşıma sahip yabancı bir ülkedir. Sizin İstanbul'daki büronuzda şaka olarak gülüp geçebileceğiniz bir şey New York'ta başınızı belaya sokabilir. Amerikalıların toplumlarını meydana getiren parçalara duydukları hassasiyet biraz fazla olsa da bu, toplumun çeşitliliğinin bir yansımasıdır.

Amerikalıların çok tuhaf alışkanlıkları vardır. Ragbinin garip bir şeklini oynar ve buna futbol derler ama oynadıkları oyunun futbolla ilgisi yoktur. Big Mac'i onlar icat etmiştir. Çilek peltesi ve yer fıstığı yağı yerler. İsimleri tuhaftır, biraları hafiftir, kötü giyinirler, çok fazla arkadaş canlısıdırlar, çok gürültücüdürler. Ancak bütün eleştiriler eleştirilenden çok eleştireni anlatır. Amerika'da yaşamanın olumlu ve olumsuz taraflarının tam bir listesini çıkarmak boş bir çabadır ama bir Türk'ün bakış açısıyla Amerika'ya taşınmanın da taşınmamanın da mantıklı sebepleri bulunabilir.

ABD Avrupa'ya kıyasla daha iyi hayat standartları sunar, dünyanın diğer bölgeleriyle ise kıyas bile edilmez. Ülkenin çoğu yerinde özellikle de kıyı kesimlerde iklim yumuşaktır. Hayat Avrupa'daki tıklım tıklım dolu şehirlere göre daha kolaydır ve ticari seçeneklerin sonu yoktur, alışveriş merkezleri düşük fiyata kaliteli ürünler sunar ve hizmet günün her saati gülümseyerek verilir. Amerika'nın hâlâ cazip olmasının sebebi kişisel gelişimin kültürün çok önemli bir parçası olmasıdır. Beylik “Amerikan Rüyası” sözü gücünü korumaktadır çünkü ulusun bireylerin kişisel gelişimine kültürel olarak ne kadar destek verdiğini yansıtır. Maalesef bunun arka yüzünde bir kişinin çok aşağılara düşebileceği de vardır ama Amerika A.Ş.nin reklamında bu yer almaz.

OLUMLU ve OLUMSUZ YANLAR

Olumlu Olumsuz
Hayat standartları yüksektir
Geleceği parlak sağlıklı bir ekonomi vardır 
Özel ilişkiler: ABD/ Türkiye iş ilişkileri dostçadır
Yeni kurulan şirketler ve yeni yatırımlara destek verilir
Şirketler üzerindeki bürokratik engeller azdır
Vergiler düşüktür 
İnsanlar arkadaş canlısı ve açıktır
Maaşlar yüksektir 
Ülke çeşitli güzelliklerle doludur 
Ev fiyatları ve kiraları düşüktür 
 
Vize ve göç kontrolleri sıkıdır
Avrupa'dan uzaktır
Yerel seviyede bürokrasi sorun olabilir
Yönetici seviyesinde eskisi kadar çok iş bulunmamaktadır
İş ahlakı cezaya dayanır - tatiller azdır
Silahlar üzerindeki kontroller azdır
Gelenekler alışılmadık gelebilir