|
|
YENİ ZELANDA ÜLKE REHBERİ |
|
|
Genel Bakış Genel Bilgi İklim Coğrafya Ekonomi ve Bankacılık Faydalı Bilgiler Suç ve Güvenlik Acil Durumlar Doğa ve Vahşi Hayat Alışveriş Ulusal Tatiller Sağlık Riskleri Yararlı Adresler Barınma |
Spor Yarış Sporları Yürüyüş Yapmak Su Sporları Bisiklet Sporu Kayak İnsanlar ve Kültür Maoriler İnsanlar ve Arkadaş Edinme Eğlence Yeme İçme Sağlık İletişim Sistemi Telefon ve Internet Posta ve Telgraf Basın Radyo ve TV |
Ulaşım
Sistemi Hava Ulaşımı Deniz Ulaşımı Tren Ulaşımı Kara Ulaşımı Araba Kullanmak Otostop Yapmak Þehiriçi Ulaşım Auckland Kente Genel Bakış İklim Yerli Halkı Ulaşım Barınma |
Christchurch Kente Genel Bakış İklim Ulaşım Barınma Wellington Kente Genel Bakış İklim Yerli Halkı Vize ve Seyahat Öğrenci Vizesi Ülkeye Giriş ve Gümrük Yabancılara İşler Göçmenlik |
Yeme İçme
Bir zamanlar Yeni Zelanda'ya gidecek gurmeler tıpkı Rusya'ya veya Romanya'ya gidecekleri zaman yaptıkları gibi tatsız bir iki hafta geçirmeye kendilerini hazırlarlardı. Ancak zevkler değişmiş ve geçtiğimiz beş altı yıl içinde durum vejetaryenlerin bile hoşuna gidecek şekilde iyileşmiştir. Artık ucuza iyi hatta çok iyi yemek mümkündür. Ulusal hava yollarının yeme içme servisi o kadar gelişmiştir ki bir Air New Zealand uçağında dükkanlarda bulabileceğiniz herhangi bir yiyeceği tadabilirsiniz. Ayrıca Yeni Zelanda'nın şarap sektörü de ilerleme göstermiştir ve geçtiğimiz yıllarda restoranlarda satılan yiyeceklerin kalitesinin bu kadar yükselmiş olmasının sebebi de bir şarap kültürünün gelişmesidir.
Büyük şehirlerin dışında
hâlâ hem restoranlarda hem de evlerde
(özellikle de South Island'da) insanı
çileden çıkaracak kadar geleneksel yeme
alışkanlıkları görebilirsiniz. Bu yerlerde
mönüler "et ve iki çeşit sebze" ve belki
içinde egzotik malzeme olarak pancar turşusu
bulunan bir salatadan oluşur. Salatanıza sos
istediğinizde garsonlar yüzünüze bakıp ne
demek istediğinizi sorarsa şaşırmayın. Yeni
Zelandalılar dünyada en fazla et tüketen
insanlar arasındadır ve siz de et
seviyorsanız bu ülkeyi gezerken etli
böreklerinden veya bifteklerinden tatmayı
unutmamalısınız. Yeni Zelanda'daki etli
böreklerde en az %70 oranında et
bulunmalıdır (Avustralya'da bu oran
%25'tir). Vejetaryenler Auckland, Wellington
ve Christchurch dışında zorlanabilir. Bütün
bir koyunun 25 Dolar'a alınabildiği ve iyi
kalite etin süper marketlerde kilosu 4
Dolar'a satıldığı bir yerde mercimeğe fazla
talep olmaz.
Deniz ürünleri, meyveler ve sebzeler de et
gibi en yüksek kalitedir. Yeni Zelanda'da
kuzu etini hafif pembe servis etme ve
balıkları unlamadan kızartma modası
başlamıştır.
Mandıra ürünleri harikadır
ve görece ucuzdur. Yeni Zelanda'da artık
Avrupa'da üretilen Brie, Gruyère, feta,
Parmesan gibi peynirler yanında her yerde
bulunan kaşar peyniri de üretilmektedir.
Şarküterilerde Ferndale Abbey peyniri
bulabilirsiniz, tabiî şarküteri
bulabilirseniz (bunun yerine köşe başında
bakkallar vardır).
RESTORANLAR
Etnik yemekler ve mutfakta macera arayan kişilerin hoşuna gidecek yiyecekler o kadar artmaktadır ki Auckland ve Wellington'un bazı yerlerinde kendinizi Sydney'de sanabilirsiniz. Daha küçük şehirlerde basit ve sıkıcı aile restoranlarını da bulabilirsiniz. Wanganui gibi sıradan bir şehirde Salı akşamı çok zor geçebilir. Bir Çin lokantası bulabilirsiniz ama masadaki sos soya sosu değil hazır soslardandır. Tipik bir mönü biftek, patates kızartması ve büyük ihtimalle salata barından kendiniz alacağınız salata ve biradan oluşur ve 16 Dolar civarındadır. Pek çok bar bu tür yiyecek satar ve porsiyonlar o kadar büyüktür ki kimse verdiği paraya değmediğini söyleyemez. Elbette her yerde yerli insanların gittiği bir balık ve kızartma lokantası bulabilirsiniz ama akşam saat 8.30'dan önce.
Şehirde yemek yemek çok zevklidir ve en mükemmel malzemeden yapılan en yaratıcı yemekler bile iki kişiye içkiler dahil 30 dolar civarında tutar. Şehirlerdeki çoğu restoran artık pazarları da açıktır ama küçük yerlerde Pazar günleri sorunu devam etmektedir. Gelişmiş merkezler dışında çok şık restoranların bile belki de insanların çok erken kalkmasının gerektiği tarımsal kültür yüzünden akşam 9'da kapandığını görürsünüz.
Servis tipik Yeni Zelanda standartlarındadır yani gerçekten yardımcı olurlar. Bu, J. B. Priestley'in "bir iki ciddi görünüşlü genç adamın her an Michelin'den bir müfettiş gelebilirmiş gibi görünmesine rağmen Yeni Zelanda'da değil de daha egzotik bir yerdeymiş havası vermeye çalıştığı bir yer" şeklinde tanımladığı değerli ve ortalamanın üstü restoranlarla hiç karşılaşmayacaksınız anlamına gelmez. Bazı yemek yazarlarının en iyi Yeni Zelanda restoranları bu saygın denetleme kurumunca denetlenirse bir Michelin yıldızı alabileceği yolundaki yazıları da vardır.
Avustralya'da olduÄŸu gibi
"antre" sözcüğü ana yemek değil de başlangıç
anlamına gelir. Önemli tatil mekanlarındaki
gösterişli restoranlarda Japonyalı
turistlerin ne söylenirse ödediği
düşüncesinden yola çıkılarak aşırı yüksek
fiyatlar da verilebilir (ör. ana yemek için
50 Dolar) ama genelde yediÄŸinizin deÄŸerini
ödersiniz. Hafta sonları ve tatillerde artan
işçi ücretlerini karşılamak için fazladan
bir 2 Dolar konabilir.
Atıştırmalar
Börek her yerde vardır ve
2.20 Dolar civarında tutar. Aslında eti
(kıymayı) veya pastırma ve yumurtayı
seçtikten sonra kendiniz cam kutudan
alabilirsiniz. "Mandıralar" (köşe başı
bakkalları) her mahallede bulunur ve börek,
sandviç ve başka atıştırmalık yiyecek satar.
Gece geç vakitte veya Pazar günleri
bulacağınız tek yiyecek bunlar olabilir.
Çoğu mandırada bulabileceğiniz başka bir
atıştırmalık da dondurmadır. Yeni
Zelandalılar aşırı miktarda dondurma tüketir
ve kalitesi yüksektir. Tek kepçe 1-1.50
Dolar'dır. Kırsal bölgelerde yol kenarında
meyve tezgahlarına dikkat edin. Çoğu çek
kabul eder.
Balık ve kızartma restoranları hem çoktur
hem de kalitelidir. Köpekbalığı da satılır
ama "limon balığı" adıyla. Yediğiniz balığın
Yeni Zelanda sularından çıkma olup
olmadığından asla emin olamazsınız çünkü
yakaladıkları balığın çoğunu ihraç
ettiklerinden Arjantin'den bile donmuş balık
ithal etmek zorunda kalmışlardır. Başka bir
ithal malı da 3.40 Dolar'a burger satan
(dünyada en ucuz 12.) McDonald's
restoranlarıdır.
BahÅŸiÅŸ Vermek
Yeni Zelanda'da bahÅŸiÅŸ
vermeme geleneği hâlen devam etmektedir.
Restoran hesaplarında gizli ücret yoktur,
mönüde gördüğünüz fiyatı ödersiniz. Servis
hızlı ve nazik yapılır ve zengin müşteriyi
kayırmaktan bir çıkarları olmadığı için de
eşit davranılır.
SPESİYALİTELER
Maori yemeklerinin gözlenebilir bir etkisi vardır. Bazı balık restoranlarında yeşil renkli burgerler olan "paua pattıler" bulunur. Ayrıca çorbası yapılan midyeye benzer pipis ve kırılmış toheroalar da bulabilirsiniz. Şık restoranlar whitebait adında saydam bir balık kattıkları lezzetli omletler yapar. Yeşil kenarlı midyeler taze veya turşu olarak bulunabilir. Yeni Zelanda'nın tarak balığı mükemmeldir. Tütsülenmiş yılan balığını gurmeler çok beğenir ama yılan balığının Maori dilindeki karşılığı "ton balığıdır." Nisan ve mayıs aylarında bazı dükkan ve restoranlarda mutton kuşu bulabilirsiniz. Mutton kuşu martıdan daha büyük yağ oranı yüksek bir deniz kuşudur ve memelileri yemeye başlamalarından önce Maorilerin önemli bir besin kaynağıydı. Bu, dünya mutfağı için bir kazançtır.
Pasifik Adalarının yerli topluluğunun yoğun yaşadığı Auckland'ın manavlarında çok sayıda egzotik meyve ve sebze bulunabilir. Tamarillolar kırmızıdır ve meyve olgunsa hoş bir acılığı vardır ama çok acı olan uçlarını yemeyin. Feijoa kivi ve çiklet tadında yeşil renkte, limon şeklinde bir meyvedir ve bağımlılık yapabilir. Boynuz şeklindeki kavun garip görünür ama tadı güzeldir.
Yeni Zelandalılar ülkelerinin en güney ucundaki Foveaux Boğazı'nda bulunan Bluff istiridyelerinin dünyanın en iyisi olduğuna inanır. Bluff sezonu nisandan ağustosa kadar sürer ve yöresel bir festivalle başlar. Bir kumsalda yürürken istiridye kabuklarına rastlarsanız kırıp yemenin yasalara aykırı olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Başka bir yasa da alabalık satmayı yasaklar, her ne kadar göller ve nehirler bu balıkla dolu olsa da. Yani siz veya bir arkadaşınız (ya da yemek yemekte olduğunuz restoranın bir çalışanı) alabalık yakalamazsa bu ulusal balığı tadamazsınız.
Maoriler yemeklerini
geleneksel olarak bir hangide yani yere
kazılan bir çukurda pişirirlerdi. Sebzeler,
özellikle de Maorilerin en önemli gıdası
olan kumara (tatlı patates) ve balık
yapraklara sarılır ve içine taç döşenmiş bir
çukura konur, üzerlerine kaynar su dökülür
ardından üzerlerine toprak konur ve yemek
bir iki saat buharla pişmeye bırakılırdı.
Bugünlerde özel Maori bayramları dışında bu
pek uygulanmıyor. Rotorua'daki bazı
otellerde ticari amaçlı hangi akşamları
düzenlenir ve geleneksel yiyeceklerin yanına
Avrupa'dan ithal kuzu ve geyik eti gibi yeni
yiyecekler de konur. Ancak bu akÅŸamlar
pahalıdır ve otobüsle tura katılan
turistlere hitap eder.
İÇKİ
Şehirlerde içki içebileceğiniz çok sayıda şık mekan ve Irish pub bulunur ama otellerdeki halka açık barların çoğu oturacak hemen hiç yerin olmadığı sıkıcı mekanlardır. Ayakta durma alışkanlığı saat 6'da herkes içmek için bara hücum ettiğinden masa sandalye koyacak yerin kalmadığı zamanlardan kalmadır - bu alışkanlık 1967'ye kadar devam etmiştir. Tabelalarında "yenilikler, yöresel konfor ve modern imkanlar" sunduklarını duyuran otellerde bile adi plastik koltuklar, formika masalar ve yöresel müzik yayını yapan bir istasyona ayarlanmış bir radyodan başkasını bulamazsınız. Kapanma zamanı yaklaşırken bir masa dolusu adam içki yarışması yapar ve genelde kavga çıkar. Çalışan insanların işten sonra bilardo veya dart oynamaya gittikleri barlar ile fiyatların iki katı olduğu işadamlarının takım elbiseleriyle oturdukları salon barları arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsınız. Ama barlarda yalnız giden bir kadın bile problem yaşamaz (tabiî şu her yerde bulunan dev ekranda futbol maçının izlendiği yerler gitmek istemeyeceklerdir). Bir iki kişi size garip garip bakar ama servisiniz nazikçe yapılacaktır. Bazıları karanlık bile değildir. Kırsal bölgedeki bir iki otelde kerevit ve biranızın tadını çıkarabileceğiniz iyi düzenlenmiş bahçeler vardır.
Bütün barlarda istediğiniz
sayıda kutu ve şişe bira ve çok sınırlı
seçim şarabı şehirdeki bir dükkandan biraz
daha pahalıya alabileceğiniz tezgahlar
bulunur.
Ruhsat Yasaları
Alkollü içki satışını serbest bırakan yeni yasalar içki içen kişilerin hayatında önemli değişiklikler getirmiştir. İçki içme yaşı 20'den 18'e indirildi (küçük yaşta içki içenler 200 Dolar para cezasına çarptırılacak) ve bira süper marketlerde şarabın yanında (viski değil) satılabilecek. İlk defa, likör Pazar günleri barlarda ve ruhsatsız yerlerde satılabilecek ama süper marketlerde yine bulunamayacak o yüzden Pazar günü bir BYO restoranına gitmek istiyorsanız şarabınızı cumartesiden almanız gerekir. En son Wellington'daki Tawa şehrinin sakinleri geçen sene barların açılmasına izin vererek "kuru" statülerini terk etmiştir.
Çoğu bar geleneksel açılış
saati olan sabah 11'den akÅŸam 10'a kadar
açıktır ama daha geç saatlere kadar açık
kalmak için de izin alabilir. İçkiyi
bitirmek için yarım saat verilir ama çoğu
barda "9.45'ten sonra servis yapılmaz"
yazısı görürsünüz. Özel kulüpler, spor
kulübü görüntüsündeki içki kulüpleri sabah
1'e hatta 3'e kadar yemek yiyen insanlara
içki servisi yapar ama alışkanlıkları üzere
çoğu gece yarısından önce kapatır.
Bira
Yeni Zelanda biraları arasındaki farklar Avustralya'nın daha büyük biraları arasındaki farktan daha belirgindir. Daha büyük olanlar genelde daha çok sevilse de - Rheineck ve premium Steinlager en çok bilinenleridir - çoğu Yeni Zelandalı soğuk bira içer.
Bira yapan iki büyük şirket Yeni Zelanda barlarının neredeyse tamamını ele geçirmiştir: Dominion Biracılık (DB) ve Lion Nathan. Dominion'un DB'si çok sıradan ama %4 alkol içeren uygun bir biradır. Dominion ayrıca Kiwi Lager isminde premium, lezzetli ve güçlü (%8) bir bira üretir. Japonya'nın sek biralarına benzeyen DB Export Dry da lezzetlidir ve çok sevilir.
Lion Brown'da fıçı biranın soluk rengi ve acısız tadı vardır; Lion Red tatlı ve maltlıdır. Lion'un premium şişe birası McGarvin'dir. Diğer isimler arasında da şimdi iki dev şirketin sahip olduğu Leopold (Hastings'te doldurulur) ve eski bir Dunedin birası olan Speights sayılabilir. Ayrıca iyi bir malt birası olan Monteith's de bulabilirsiniz.
Biracılık Yeni Zelanda'da
şarapçılık kadar ilerlememiş olsa da bira
dükkanlarının sayısı da artmaktadır.
McCashin's Biracılık ve Maltçılık 1980'lerin
başında Nelson yakınlarındaki 660 Main Road,
Stoke adresinde biracılığa başlamıştır ve
siyah ve lezzetli bir bira (%4 alkollü) olan
Black Mac'ten Premium Reserve Special
Lager'e (%5.2) ilginç bir dizi şişe bira
üretir. Aucklandlılar yakınlardaki
Henderson'dan ufak Brofords Beers (09-837
2751) biralarını veya Otahutu 'dan Auckland
Biracılık'tan (09-270 1890) yöresel biraları
tercih eder. yeni Zelanda biralarını denemek
isteyenler Kerry Tyack'ın Breweries and Beer
in New Zealand isimli kitabını okumalı veya
www.brewing.co.nz adresine bir göz
atmalıdır.
Ölçüler
Yeni Zelanda gibi ufak bir ülke inanılmaz kadar çok bira ölçüsüne sahiptir. Tam boyutları öğrendiğinizi düşünürken başka bir bölgede tamamen farklı bir terminolojiyle karşılaşırsınız. Örneğin South Island barlarının çoğu hâlâ bira bardaklarını eski ons ölçüsü üzerinden düşünür: 3 ons (az bulunur yalnızca batı yakasındaki bir iki barda görürsünüz), 5 ons, 7 ons, yarım pint (galonun on altıda biri) ve 12 ons.
Aslında bardaklar metrik birimde olduğu için "12" aslında 360 ml. yani 13 onsa yakın bira alır. Aynı boyutlardaki bardaklar North Island'da da vardır ama metrik sayılar kullanıldığı için bir "üç yüz altmış" (en yaygını) veya "iki yüz seksen" istersiniz. "Pint" ve "yarım pint" isimleri yine bulunur ama hangi miktarda oldukları değişebilir. Bir pint size 500 ml.den biraz daha az ile 600 ml.den biraz fazla bira arasında bir şey getirir.
Birayı sürahiyle almak hem daha kolay ham daha ucuzdur. Standart bir sürahi bir litre alır amam iki litrelik sürahiler de bulunur. Genelde size bir sürahiyle 7 onsluk bardaklar verilir.
Kutu biralar 355 ml.dir ve 2 Dolar'dan başlayan fiyatlara satılır. 24'lük bir kasa 32 Dolar'dan başlar (şişeler için 30). 2.25 litrelik fıçıyı çoğu insan evinde içmek için alır.
Viski ve diğer cin türleri
barlarda satılır ama oteller bira
imparatorluğu olmaya devam ettiği için daha
az içilir. Cin tonik sevenler cinin
özellikle Auckland'daki gümrüksüz havaalanı
dükkanından alındığında ucuz olduğunu
bilmelidir.
Åžarap
Yeni Zelanda'da uluslararası alanda ödül alan çok mükemmel şaraplar üretilir, en ünlüsü de her övgüyü hak eden Cloudy Bar'dır. Yeni Zelanda şaraplarının çoğu Avustralya'da satılan Avustralya şaraplarından daha pahalı değildir. Bazıları tamamen pistir; Yeni Zelanda'da satılan şarapların yarısı fıçıda satılır. (Yeni Zelanda'da zehirli yılan olmayabilir ama Corbans Velluto Rosso fıçı şarabı vardır.) Ucuz şaraplar genelde çok tatlıdır ama bazı iyi şaraplar 12 Dolar'dan azdır ve Mission Winery'nin beyaz şarabı gibi hoş olanlar daha da ucuzdur.
Şarap tüketiminde Avustralya'dan geri olsa da Yeni Zelanda'da da sektör ilerlemektedir. İthal şaraplar üzerinde gümrük vergisi yüksek olduğundan bazı Avustralya şarapları burada üretilenlerden daha ucuz değildir.
İki dev şarap üreticisi Montana ve Cooks'dur. Yeni Zelanda'nın en iyi ve eski şarap üreticilerinden bazıları Akdeniz kökenlidir, özellikle de Yugoslav mesela Babich ve Selak. Yeni Zelanda'nın serin iklimi beyaz şarap özellikle de sauvignon blanc ve chardonnay üretimine imkan verir. Hunter's, Nobilo's, Delegats ve Babich'in mükemmel beyaz şaraplarını mutlaka tadın. Kırmızı şarap daha basit kabul edilse de yakın zamanlardaki bir uluslararası şarap fuarında Yeni Zelanda şaraplarına verilen dokuz madalyadan yedisi kırmızılara gitmiştir, özellikle de Cabernet Sauvignon ve Merlot'ya. Villa Maria Estate'den gelen şaraplara da dikkat edin.
Tatmaları için halka açık olan ve Avustralya'da olduğu gibi iyi bir de restoranı bulunan üzüm bağlarının sayısı artmaktadır. Tatma gezilerinde genelde cömert davranırlar ama bazı yerlerde Napier'deki McDonalds Üzüm Bağı'nda olduğu gibi dört farklı şarap için 4-5 Dolar'lık bir tatma tablası almanız istenebilir.
Japon turistlerin çok
sevdiği kivi şarabının hoş, tam meyveye
benzemeyen bir tadı vardır ve ilginç bir
hediyelik olabilir. Muhtemelen yerli
insanlar burun kıvırdığı için üzüm
şarabından da daha ucuzdur.