|

|
YENİ ZELANDA
ÜLKE REHBERİ |
|
Maoriler
Maori efsanesi Maui isimli
efsanevi bir Yeni Zelanda kahramanından
alır. Maui çocukken o kadar zayıfmış ki
okyanusa atmışlar ama Ranginui yani Gök Baba
onu kurtarmış. Büyüyünce Aotearoa yani “uzun
beyaz bulut ülkesini” kurmaya koyulmuş.
Kanosundan South Island'ı, çapasından
Steward Island'ı ve yakaladığı bir balıktan
da North Island'ı yaratmış.
Denizcilikle uğraşan ve
görece ileri bir medeniyete sahip
Polinezyalılar devasa kanolarını Yeni
Zelanda kıyılarına 1000 yıl kadar önce
yanaştırmış ve büyük ihtimalle artık soyu
tükenmiş olan Moa kuşu avlamıştır. Kaptan
Cook'un 1769'da gelmesinden sonra Pakeha
adayı kolonileştirmiş, adalıları yeni
hastalık ve silahlarla tanıştırmış bu da
19uncu yüzyılın başlarında Maori nüfusunda
büyük bir düşüşe yol açmıştır. Irklar
arasında savaş 1840'taki Waitangi
Antlaşması'yla başlamıştır. Kaptan William
Hobson'ın adanın sahibi olduğunu göstermek
için diktiği bayrak Maorilerin şefi Hone
Heke tarafından tam dört kere yırtılmış,
sonunda Hobson Hone Heke'nin kafasına 100
Paund koymuştur.
Aborjinler Avustralya'nın
nüfusunun yalnızca % 1.5'ini oluştururken
Maoriler Yeni Zelanda nüfusunun % 14'üdür ve
varlıkları hissedilir. Eskiden South
Island'ın ağır kışını kısıtlı yiyecek
stoklarıyla geçiremeyecekleri için North
Island'da yaşarlardı ve daha sonra da pek
çoğu yerinde kalmıştır. Bugün bile her 16
Maoriden yalnızca 1'i South Island'da yaşar.
Maori yer adları – telaffuz etmesi değil ama
hatırlaması zordur – kuzeyde güneydekinden
daha fazladır. North Island'da bir bara
girdiğinizde büyük ihtimalle Pakeha
müşteriler arasında eşit bir şekilde
dağılmış pek çok Maori görürsünüz.
Toplumsal kaynaşma oranı
Avustralya'dan daha yüksektir ama yine de
ırkçı olaylar görülür. Maoriler ekonomik
olarak toplumda en aşağı kademede olan
topluluktur ve kültürleri de gittikçe yok
olmaktadır. Maori aktivistlerin en aşırıları
Yeni Zelanda kültürünün Maorilere ait
değerlere yalnızca sözde sahip çıktığından
yakınmaktadır. Son yıllarda sesini giderek
daha çok duyuran azınlığa mensup kişiler
resmi bayramları bozmaya ve kolonici
anıtları tahrif etmeye başlamıştır. Sonuç
olarak bütün Yeni Zelandalılar artık tamamen
birleşmiş ve uyumlu bir toplumda
yaşamadıklarını görmeye başlamıştır. Giderek
artan sayıda Maori 19uncu yüzyılda Avrupalı
yerleşimciler ve Maoriler arasında yapılan
toprak anlaşmasının adil olmadığını ve
yeniden görüşülmesi gerektiğini
savunmaktadır. Yeni Zelanda'nın ulusal
gününe (6 Şubat) adını veren Waitangi
Antlaşması ne İngiliz ne de Yeni Zelanda
hükümetince onaylanmıştır. Eğer onaylanacak
olursa (ki bu siyasi olarak imkansızdır)
Maoriler şu anda ellerinde bulundurdukları
topraktan çok daha fazlasını alacaktır.
Beyaz Yeni Zelandalıların Maorilerin
davasına duyduğu sempati 100 yıldan fazla
bir zamandır ekip biçtikleri toprakları
onlara geri vermeye yetmez.
Yine de Yeni Zelanda pek çok
şeyden gurur duyabilir. Irklar arası
evlilikler en başından beri yaygın olduğu
için bazen saf kan Maori kalmadığı söylenir.
Ailesi ilk yerleşimcilerden olan beyaz Yeni
Zelandalıların çoğunun ataları arasında en
az bir Maori bulunur. Bu utanç değil gurur
kaynağı kabul edilir ve Maori kültürü hem
Yeni Zelanda'da hem de uluslararası alanda
saygı görür.
Devlet mecliste ve
memurluklarda Maoriler için belirli yerler
ayırır ve Yeni Zelanda'yı sonunda iki dilin
konuşulduğu bir ülke yapmak için Maori
kültürünü ve dilini teşvik etmiştir. Aslında
bütün Maoriler İngilizce konuşur ve pek çoğu
da Maori dilini hiç bilmez. Buna rağmen dili
teşvik etmek için ortak bir çaba
gösterilmektedir. Kohanga reo adı verilen
Maorilerce işletilen anaokulları okula
başlamamış çocukların Maori dilini, tarihini
ve mitolojisini öğrenmeleri için
kurulmuştur. Mart 2000'den itibaren bir
Maori radyo istasyonu ulusal çapta yayına
başlamış ve kahvaltı programını da faal bir
milletvekili olan Tau Henare üstlenmiştir.
Maori kültürü (Maoritanga)
Aborjin kültürüne göre ziyaretçilerin
erişimine daha açıktır. Genelde dağların
birbirini sevmesi veya uygunsuz evlilikler
yapmasını konu alan Maori efsanelerine çok
yerde atıf yapılır. Keri Hulme'un Kemik
İnsanları ve Maurice Shadbolt'un en iyi
çalışmaları gibi Yeni Zelanda'nın önde gelen
edebi eserleri Pasifik mitolojisine ait
unsurlardan faydalanır. Hikayelerin çok
görüldüğü bu inanış sistemi Maorilerin beyaz
adamın inancını (bazı uyarlamalarla) kabul
etmesine engel olmamış ve bu da mimaride
ilginç melezlerin ortaya çıkmasını
sağlamıştır.
Auckland Müzesi'ndeki ve
Wellington'daki ulusal Te Papa Müzesi'ndeki
Maori Koleksiyonları öğrenmeye başlamak için
uygundur. North Island'ın ortasındaki
Rotorua Maori turizminin merkezi
konumundadır. Rotorua ve bunun gibi ticari
merkezler dışında Maori dansları, müziği ve
ayinlerini görmek zordur. Ama iyi
soruşturursanız bazı zanaatkarların hiçbir
izleyici kitlesi bulamasalar da yaratıcı
işlerine devam ettiklerini görürsünüz. Bir
Yeni Zelanda şehrinde bazı yerli Maori
insanlarıyla tanışacak kadar uzun
kalırsanız, bir Maori bayramı olan Hangi'ye
davet edilebilirsiniz. Pek çok Maori ilgi
gösteren insanların ziyaretine açıktır ama
resmi törenler (geleneksel Hangi
selamlaşması olan burun sıkıştırma da dahil)
ender görülür. Ağaç, kemik, kabuk ve yeşim
taşından yapılan oymalar ülkenin her
yerindeki hediyelik eşya dükkanlarında
satıldığı için Maori el sanatlarının
örneklerini bulmak kolaydır.
|