|
|
GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ ÜLKE REHBERİ |
![]() |
Irk
Ayrımcılığının Sonu
Çok değil bundan henüz 14 yıl önce Güney Afrika, 1990'ın sonunda ırkçı politikasına son verene kadar 20 yüzyılın tek resmi ırkçı ülkesiydi. Ülkede siyahlar için acımasız kanunlar vardı. Siyahların kullandığı her 2 oy, bir beyazın oyuna eşitti. Bir çok yere siyahların girmesi yasaktı. Parlamentoda temsil edilemiyorlar, parti kuramıyorlardı. Seçimlerde aday olamıyorlardı. Tamamen beyaz azınlığın egemen olduğu bir ülke idi.
Gerek Afrika Ulusal Kongresi (ANC) gerekse Pan Afrika Kongresi (PAC) giderek büyüyen uluslararası desteği yanına aldığı halde on yıllarca süren mücadelesinde ayrımcı devletin güvenliğine nüfuz edememiştir.
Bununla birlikte, yetmişli yıllarda, denge değişmeye başlamıştır. Bütün ileri hareketlerde ANC'nin rolü beyaz liderlerin, sürgündeki liderlerin 1988 ve 1989 yıllarındaki kongrelere katılmaları yönündeki kararında açıkça görülmüştür. Bunu, Başkan FW de Klerk'in Afrika Ulusal Kongresi'nin hapisteki lideri Nelson Mandela'nm Şubat 1990'da koşulsuz olarak salıverilmesini sağlayan kararı izlemiştir.
ANC'nin ırkçılık karşıtı demokrasi ilkesine sıkı sıkıya sarılması sağlam bir temel oluşturmuş, bunun sayesinde bütün siyasi partiler Johannesburg yakınındaki Dünya Ticaret Merkezi'nde 1991 ile 1993 yılları arasında geçici bir anayasa oluşturabilmişlerdir.
Başarısız olmaları için gösterilen tüm olumsuz çabalara rağmen hem anayasa müzakerelerinde hem de Nisan 1994'te yapılan ilk demokratik seçimde uzlaşma zafer kazanmıştır.