ICEP WORLD Facebook'ta  
yurtdışı eğitim kampanyaları
 

LiveZilla Live Help
ilgili brosurler

Amerika | Yönetim

 

USA

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ
ÜLKE REHBERİ
gozat


Yönetim

Amerika Birleşik Devletleri hükümeti üç koldan oluşan federal bir cumhuriyettir. Bu kollar başkanın önderliğindeki Yürütme, Yasama (Temsilciler Meclisi ve Senato'dan oluşan Kongre) ve ABD Yüksek Mahkemesi'nin başkanlığındaki Yargı'dır.

50 üye eyaletin her biri bir dereceye kadar kendi kendini yönetme hakkına sahiptir. Federal yönetim savunmadan, dış işlerinden, yüksek yargıdan, iç güvenlikten, para basmaktan ve posta işlerinden sorumludur. Pek çok bakımdan ABD bağımsız devletlerin bir topluluğudur: Bağımsızlık Savaşı'ndan sonra Birliği kuranların bu sistemin işleyeceğinden emin olamadıklarını görebilirsiniz. Örneğin Pennsylvania kurulduğunda New York Eyaleti'nden geçmek zorunda kalınmasın diye Büyük Göller Bölgesi'ne açılan bir geçit yapılması zorunlu görülmüştür. Bu gün bile pek çok Texaslı eyaletlerinin Birliğin bir parçası olduğunu kabul etmez.

Başkan hem Yürütme'nin başıdır hem de Devlet Başkanı'dır (ikisinin ayrı olduğu Türk sisteminin tersine). Başkan seçilecek kişi en az 35 yaşında, doğuştan Amerikan vatandaşı olmalı ve ABD'de en az 14 yıldır ikamet ediyor olmalıdır. Başkanlık seçimleri her artık yılda Kasım'ın ilk pazartesi gününü takip eden günde yapılır. Her başkanın görev süresi dörder yıllık iki dönemle sınırlıdır. Bu beyle beraber (henüz kadın bir başkan olmamıştır) eğer başkan ölür, görevden alınır veya görevine devam edemeyecek durumda olursa yerini alacak bir başkan yardımcısı da seçilir. Böyle bir olay en son Richard Nixon istifa ettiğinde Gerald Ford görevi devraldığında yaşanmıştır.

Yasama, Temsilciler Meclisi (kısaca Meclis) ve Senato'dan oluşur. Temsilciler Meclisi iki yılda bir yapılan genel seçimlerle seçilen 435 temsilciden veya kongre üyesinden oluşur. Her eyaletten seçilecek kişi sayısı eyaletin nüfusuna göre belirlenir: Texas Meclis'e 27 temsilci gönderir, Montana yalnızca 2. Senato'da her eyaletten iki senatör altı yılda bir düzenlenen seçimlerle görev almaktadır.

ABD Yüksek Mahkemesi ve çok sayıda daha düşük seviyedeki federal mahkemeden meydana gelen Yargı; federal yasaları yorumlar, gözden geçirir ve uygular. Federal mahkemeler bazı durumlarda eyalet yasalarını da uygulayabilir. Yüksek Mahkeme'de görev yapan yargıçlar başkan tarafından aday gösterildikten sonra Senato tarafından onanır. Eyalet hukukunda en yüksek merci Yüksek Mahkeme değildir (bu görev her eyalette bulunan bir yüksek [eyalet] mahkemesince üstlenilir) ancak Yüksek Mahkeme federal yasalarla çatışan her eyalet yasasını geçersiz kılabilir. Ayrıca eyalet mahkemeleri tarafından karara bağlanamayan ve önemli sonuçlar doğurabilecek deney davalarında son söz hakkına sahiptir. 1950'lerde farklı ırklardan gelenlerin farklı okullarda eğitim görmesini ABD Anayasası'na aykırı bulan da Yüksek Mahkeme olmuştur. 2000 yılında başkanlık seçimi Florida'da kullanılan oy pusulalarının tartışma konusu olması yüzünden çıkmaza girmiştir. Sonunda, pusulaların nasıl sayılacağı yolunda karar vermek ABD Yüksek Mahkemesi'ne düşmüştür ve o da Florida'daki seçim görevlilerinin George Bush lehinde bir karar vermesine hükmetmiştir. Bu karar sonradan çok tartışılsa da Mahkeme'nin Federal Anayasa'yı yorumlayan en üst merci olarak Amerika üzerindeki etkisinin bir kanıtıdır.

Her eyaletin kendi anayasası ve federal hükümetin modelinde bir hükümeti vardır. Ayrıca her eyaletin kendi yasama organı, bir valisi ve adalet sistemi vardır. Her eyalet içinde güçler şehir ve ilçe yetkilileri arasında da paylaşılır. 1980'lerde Reagan yönetimi federal yönetimin rolünü azaltmaya ve eyaletlere mümkün olduğunca çok güç aktarmaya çalışmıştır ve bunun sonucu olarak eyaletler şimdi iç siyasetin oluşturulmasında önemli bir göreve sahiptir.

Seçim kampanyalarında başkanın görsel ve kolayca ayırt edilebilir özellikleri ve partinin politikaları üzerinde durulmasının sonucunda televizyonun ABD'de seçimler üzerinde oldukça önemli bir etkisi olmuştur. İnsanlar oy kullanırken karşılarında bütün ulusun başkanı olacak bir aday gördükleri için (her ne kadar başkanlık seçimlerinde bütün yönetim için oy kullanılıyor olsa da) başkanlık kampanyaları genellikle vatanseverlik, savunma, suç ve aile gibi basit ama güçlü temaları öne çıkarır.

Ronald Reagan'ın çok sevilen bir başkan olmasının sebeplerinden biri bireysel başarı ve özgürlükler gibi Amerikan fikirlerinden en geleneksel olanları başarıyla kullanabilmesiydi. Amerika'nın gücünün İran devrimi ve sonrasında yaşanan 400 ABD vatandaşının rehin alınması olayının sebep olduğu aşağılık duygusundan kurtarılması gerektiği mesajını tekrarlamış ve her şeyi kolayca sindirilebilen ilkeler şeklinde sunmuştu: suçla mücadele, uyuşturucuyla mücadele ve ülkeyi Komünizm'e karşı koruma. Bill Clinton da - Monica Lewinsky skandalına rağmen - kısmen karizması yüzünden ve sıradan Amerikalılarla iletişim kurabildiği için çok sevilmiştir.

Türkiye'deki parlamenter demokrasinin aksine ABD'de kabine üyeleri yasamanın içinden gelmez, onları görevlerine başkan atar. Başkanı oldukları on dört adet bakanlık vardır, bunların en önemlileri dış işleri, hazine ve savunma bakanlıklarıdır. Diğerleri arasında tarım, ulaştırma, vs sayılabilir.
Kongre'nin iki meclisi Capitol Binası'nın iki ucunda bulunur. Her iki meclis de hem yasa önergesi getirmek hem de önergeyi yasalaştırmak için gereken yasama yetkisine sahip olduğu için çok güçlüdür. Normalde güçlü bir başkan Kongre'yi ikna edebilir ama böyle bir kural yoktur özellikle de başkanın üyesi bulunduğu parti iki mecliste de çoğunluğu eline bulundurmuyorsa. Parti sistemi yürütme yetkisinin meclisteki sıkı parti içi disipline bağlı olduğu Türk modeline göre daha esnektir.

Hem kongre üyeleri hem de senatörler bölgesel farklılıklar veya kişisel düşünce sistemleri doğrultusunda iki parti arasında çıkar koalisyonları kurabilecek kadar bağımsız kişiliklerdir. Sonuçta, başkanın istedikleri sık sık gerçeğe dönüşmez.

1994 dönem ortası seçimlerinin sonucunda Cumhuriyetçiler Eisenhower döneminden o zamana kadar ilk defa Temsilciler Meclisi'ni kontrol altına almıştır ve Senato üzerinde de önemli bir etki sahibi olmuştur. Baba George Bush'un 1988 seçimlerinde başına geldiği gibi bir başkan adayının iki meclisten birinde çoğunluğu sağlamadan Beyaz Saray'a girmesi mümkündür ancak yönetimin gündemini gerçekleştirme yeteneği Kongre'den ya da “tepeden” gelen destek olmadan çok zayıflar.

Clinton, Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçilerin ağırlığa sahip olmasında dolayı sekiz yıllık başkanlığının altı yılında zorlanmıştır. Yine de özellikle 1995 yılında Başkan ve Kongre bütçe üzerinde anlaşmaya varamadığı için hükümetin kilitlendiği dönemde Cumhuriyetçi muhalefeti her şeyi engelleyen ve sorumsuz davranan bir şekilde göstermeyi başardığı için bu engeli aşmayı başarmıştır.

2001'in Ocak ayında oğul George Bush başkan olduğu vakit hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde çok az farkla Cumhuriyetçi çoğunluğu sağlanmıştır. Ancak Amerikan yasama üyelerinin gücünü göstermek amacıyla Vermontlu Jim Jeffords “koridoru geçmiş” ve Cumhuriyetçi partiden ayrılarak bağımsız olmuştur. Artık Demokratlar Senato'da bir oy farkla çoğunluğu ellerinde bulundurmaktadır ama bu bir oyluk fark bile onlara başkanın yasama gündemini raydan çıkarma gücünü vermektedir. Şimdi durum tersine dönmüştür ve Cumhuriyetçi bir başkan kendinden önce gelen Demokrat başkanın yaptığı gibi Kongre'yle nasıl uzlaşacağını öğrenmek zorundadır. Clinton, örneğin Amerikan sağlık sisteminde reformu öngören oldukça aykırı bir önergesini gerçekleştirememiştir. Bunlar gibi her senaryo Amerika'yı kuranların İngiliz yönetimi altında yaşadıkları “baskıcı” yönetimin yeniden ortaya çıkmasını engellemek amacıyla tasarladıkları güçler ayrılığı sistemini yansıtır.

Anayasa'da devletin çok aşırı güç kazanmasını engelleyen teftiş ve kontrol mekanizmalarına yer verilmiştir. Bütün yasa önergelerinin Kongre tarafından onanması gerekmektedir: yani önergeler her iki mecliste de iyice incelenir ve bu sırada da genellikle üzerlerinde değişiklikler yapılır.