|

|
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ
ÜLKE REHBERİ |
 |
Ekonomi
Amerika dünyanın en büyük
ekonomisidir ve üretkenliğini korumaya ve
başarılı olmaya devam etmektedir. Dünya
nüfusunun yalnızca %5'ine sahip olmakla
beraber dünya ekonomik üretiminin %25'ini
gerçekleştirmektedir. Yalnızca bu bile
ülkenin dünya ekonomisi için taşıdığı büyük
önemi ve sahip olduğu etkiyi açıklamaktadır.
Petrol, kimya ve bazı işlenmiş ürünler
dışında kalan her büyük üründe kendine
yetebilmektedir ve ekonomisi güçlü,
dayanıklı ve çok çeşitlidir. Bütçe dengeleri
sorunu Başkan tarafından idare edilen
yürütme ve Capitol Hill'deki yasama
organları arasında süre giden bir savaşa
sebep olmaktadır. Vergilendirme, üzerine çok
tartışılan ve siyasi olarak tehlikeli kabul
edilen bir konudur.
1990'ların başında bütçedeki
açık kontrol edilemez bir hal almıştı ve
ülkenin borçları ciddi bir sorun olmaya
başlamıştı. George Bush'un ünlü sözü
“Dudaklarımı oku - yeni vergi yok” Beyaz
Saray'a girmesine yardımcı olmuştur ama
sözünden dönüp yeni vergiler koymaya
başlayınca kendi çukurunu kazmıştır. Bill
Clinton 1993'te göreve başladığında
danışmanları yeni vergileri de içeren bütçe
açığını kapamaya yönelik bir paketin
açılması için ısrar etmiştir. Uzun süren
tartışmalar sonucu sunulan bütçe tasarısı
kongrenin her iki meclisinden de çok az bir
farkla kabul edilmiştir ama çoğu gözlemci
1990'larda ekonomide yaşanan patlamanın
sebebini bu önlemlere bağlamaktadır.
Yine de ekonomik baskılar
“orta sınıfın” yani çalışan Amerikalıların
büyük çoğunluğunun sırtındadır. 1950'lerde
aileden yalnızca bir kişinin çalışması
sıradan bir orta sınıf ailenin rahatça
yaşamasına yetmekteyken şimdi her iki
ebeveynin de çalışması gerekmektedir. Aynı
zamanda özellikle iç kesimlerdeki şehirlerde
sefalete mahkum olmuş çok sayıda yoksul
insan da vardır. Çoğu zenci olan otuz milyon
Amerikalı yoksulluk, çürümüşlük ve orta
sınıfın onlara verilecek yardımı karşılamaya
yanaşmaması sonucu bir kısır döngüye
sıkışmış ve açlık sınırının altında
yaşamaktadır. Mississippi, Louisiana ve New
Mexico gibi bazı eyaletlerde nüfusun %25'e
varan bir kısmı aşırı yoksuldur.
Ancak ABD yine de benzeri
olmayan bir ekonomik güçtür. 2000 yılında
gayri safi milli hasılası 9.2 trilyon
Dolardı. Ülkede üretilenlerin büyük yüzdesi
yine ülke içinde tüketilmektedir - ihracat
gayri safi milli hasılanın %11.3'üdür,
Avrupa'da ise bu oran %25'tir. Amerika,
dünya nüfusunun yalnızca %5'ine sahip
olmakla beraber dünyanın enerji
kaynaklarının dörtte birini tüketmektedir.
Petrolünün %40'ını ithal etmektedir ve
ülkede kullanılan enerjinin %20'si nükleer
enerjidir.
Şimdilerde ekonomi ağırlıklı olarak hizmet
sektörüne dayanmaktadır. Tarım, gayri safi
milli hasılanın %2'sini, sanayi %18'ini ve
hizmetler %80'ini oluşturmaktadır. İmalat
sektörünün en önemli parçaları ABD'nin
ihracatının en büyük yüzdesini oluşturan
makine ve taşımacılıktır.
Toplamda en güçlü sektörler demir, motorlu
araçlar, havacılık sanayi, telekomünikasyon,
kimya, elektronik ve bilgisayar ve çok
sayıda tüketici ürünüdür. Önde gelen diğer
sektörler ise ilaç, eğlence ve basın ve mali
hizmetlerdir.
Amerikan ekonomisi 1992'den
sonraki sekiz yıl boyunca son hızla
büyümüştür. 1990'ların başında durgunluğun
sona ermesiyle başlayan satın alma salgını
1998'e kadar devam etmiştir. Clinton'un
başkanlığı sırasında ekonomideki büyüme
havasının da etkisiyle devasa şirket
evlilikleri gerçekleşmiştir. Hükümet
küreselleşme sürecini de desteklemiş, bu
amaçla ticaret ürünlerine konulan tarifeler
düşürülmüş ve çok uluslu şirketler
desteklenmiştir. Clinton ABD, Kanada ve
Meksika'dan oluşan Kuzey Amerika ticaret
bölgesi NAFTA'yı en büyük başarılarından
biri olarak görmektedir. Ancak NAFTA
Amerikan şirketlerinin yüksek işçi
ücretlerinden kurtularak üretim
maliyetlerini düşürmek için Meksika'ya
taşınacaklarından korkan sendikalardan ve
Amerikan milliyetçilerinden çok yoğun
tepkiler almıştır.
Soğuk Savaş'ın bitmesinin
ardından her iki partiye mensup siyasetçiler
azalan askeri harcamalardan ortaya çıkacak
“barış hissesi” görüşünü benimsemiştir.
Artık ödeneklerin ulusal altyapıya, sosyal
programlara ayrılabileceği veya vergilerde
kesinti yapılarak vatandaşların cebine geri
dönebileceği düşünülmüştür. Bunun askeri
üretim üzerinde çok büyük bir etkisi
olmuştur ve güney California gibi bazı
bölgelerde işsizlik artmıştır. Bu insanları
yeniden işe yerleştirmek ve şirketlerin
sivil hayatta kullanılacak ürünlere
yönelmelerini sağlamak için yirmi milyar
dolar harcanmıştır. Neyse ki ekonomi
büyümeye devam etmiştir de hükümet işsizlik
oranını düşük tutabilmiştir.
On yıl süren düşük askeri
harcamaların ardından Başkan Bush ülkeyi
“terörle mücadeleye” hazırlamak için askeri
bütçede 2003 yılında 45 milyar dolarlık yani
%15'lik bir artışı öngörmüştür.
1900 yılında Amerikalı iş gücünün yarısı
çiftçilerden oluşmaktaydı. 1990'larda da
Yirminci Yüzyıl akımı devam etmiş ve tarımla
uğraşan nüfus azalmıştır. Artık nüfusun
%3'ünden azı çiftliklerde çalışmaktadır.
Geleneksel aile çiftliği tarımın
sanayileşmesini destekleyen ekonomik
baskılardan dolayı zor durumdadır. Tarımda
otomasyona gidilmesi ve biyo-teknolojideki
ilerlemeler tarımı kesin ve verimli bir
bilim haline getirmiştir. Aynı zamanda tarım
dünyası kimyasal ilaçlar ve doğal olmayan
yetiştirme yöntemlerinin kullanılmaması
yönünde de ağır toplumsal baskıya maruz
kalmaktadır. En önemli tarım ürünleri tahıl,
pamuk ve tütündür, büyükbaş hayvan
besiciliği de diğer bir önemli sektördür.
Görünüm
Amerikan ekonomisi 2000
yılının son çeyreğinde 1990'lar boyunca
süren ve tarihte eşine rastlanmayacak
derecede varlık kazandıran patlamanın
sonunun geldiğini gösteren işaretler vermeye
başlamıştır. Ekonominin hızı kesilmeye
başladığından 2001 Eylül'ünde meydana gelen
terörist saldırılar ve arkasından başlayan
“terörizme karşı savaşın” tüketicilerin
özellikle seyahat ve turizm sektörlerine
duydukları güveni olumsuz etkilemesiyle
durum daha karmaşık bir hal almıştır. Dört
uçağın aynı anda kaçırılması havayolu
taşımacılığı üzerinde son derece yıkıcı bir
etki yapmıştır. Bugüne kadar havacılık
sektöründeki 100.000 Amerikalı ve 80.000
seyahat acentesi işinden olmuştur. Bu
satırlar yazıldığı sırada ülke çapındaki
işsizlik oranı artmaya başlamış ve
1990'ların başından bu yana ilk defa %5.8'e
varmıştır. Federal Reserve (ABD merkez
bankası) durgunluğu önlemek amacıyla 2001
yılı içinde faiz oranlarında on defa
indirime gitmiştir. Ancak işverenler
ekonominin daha iyi durumda olduğundan emin
oluncaya dek yeni işçi almadıkları için
işsizlik oranı ekonomi iyileşmeye
başladıktan daha sonra düşmeye başlar.
Amerikan ekonomisinin özelliği dinamik
olması ve değişikliğe kolay ayak
uydurabilmesidir ve bu yüzden zaman zaman
meydana gelen düşüşlerden kolaylıkla
kurtulur.
Bölgesel Akımlar
Sanayi 1970'lerden bu yana
ülkenin kuzeyinden, hafif ve ileri teknoloji
sektörlerinin yoğun olarak bulunduğu güneşli
batı ve güney bölgelerine göç etmektedir.
1990'larda ABD'de en hızlı büyüyen bölgesel
ekonomi Kuzey Carolina'daki
Raleigh-Durham'dadır.
Eyaletlerin ekonomileri
arasında büyük farklılıklar görülür.
California San Francisco'daki ileri
teknoloji şirketleri ve Los Angeles'teki
eğlence şirketleriyle tanınır ama imalat
sektörü ve tarım da eyaletin her kesiminde
oldukça yaygın bir şekilde bulunur. En büyük
ve en zengin eyalet California'dır ve gayri
safi eyalet hasılalarına göre listenin
başındadır ama şirketler vergilerin daha
düşük olduğu doğudaki Arizona ve kuzeydeki
Oregon'a doğru kaydığı için şu sıralarda
gücü azalmaktadır. Eyaletin ekonomisi 1994
ve 1995 yıllarında pek çok askeri üssün
kapatılmasıyla sarsılmış ama 1996'da yeniden
düzelmiştir. 1996'da kişi başına düşen
toplam gelir %5.4 oranında artmıştır.
Gayri safi eyalet hasılası
yüksek diğer eyaletler arasında New York,
Texas, Illinois, Pennsylvania ve Florida
bulunmaktadır. Verimliliği en düşük
eyaletler Wyoming, Güney ve Kuzey Dakota,
Vermont ve Montana'dır. Eyaletlerin refahını
gelişme hızlarına bakarak ölçersek farklı
bir sonuçla karşılaşırız. Yeni açılan iş
oranları en hızlı büyüyen eyaletlerin
Montana, Idaho, Wyoming, Utah, Colorado, New
Mexico, Nevada ve Arizona olduğunu
göstermektedir. California, bir zamanların
Altın Eyaleti, girişimci ve iş adamlarının
gözde mekanıyken yıllarca süren durgunluk
çoğu kuruluşun yeniden düşünmesine ve daha
hızlı gelişen ama daha ucuz olan yerlere
kaymasına sebep olmuştur.
Kuzey doğudaki ağır sanayi
üssünün (Pennsylvania'dan Iowa'ya kadar
uzanan Rustbelt) önemini yitirmesi New
England'da hizmet sektörünün gelişmesiyle
karşılanmıştır. Örneğin Boston şimdi
bilgisayar hizmetleri için bir merkez
konumuna gelmektedir. Ancak bu eyaletler son
birkaç yılda görülen ekonomik patlamadan çok
az pay alabilmiştir: New York ve New
England'da işsizlik oranı 1994'ten beri
yalnızca biraz azalabilmiştir. Bunun
istisnası Wall Street'teki aşırı yüksek kâr
oranları ve hızla düşen suç oranları
sayesinde ekonomisindeki gelişmeyi koruyan
New York şehri olmuştur. Ulusal çapta
ortalama hane halkı geliri 42.148 Dolar iken
Maryland 51.695 Dolar'lık ortalamasıyla
listenin en üst sırasındadır.
Gelişmekte olduğu kabul
edilen diğer bir eyalet de petrol
endüstrisinden ileri teknoloji ve bilgisayar
sektörlerine geçen Texas'dır. Kuzey Amerika
Serbest Ticaret Antlaşması sınır ötesi
ticareti artırdığı için Meksika'ya olan
yakınlığı da avantaj sağlayacaktır. Florida
da Latin Amerika ile yapılan ticaretten
faydalanmaktadır.
|